Yapay Zekâ Dünyasında Büyük Atılım:GPT-3

2020 yılı dünyasında yapay zekâ kavramı artık hepimizin aşina olduğu ve hakkında az da olsa bir şeyler bildiğimiz bir kavram. Ne kadar yeni bir kavram gibi görünse de aslında günümüzdeki birçok sistemin vazgeçilmezi. Yüzlerce hatta binlerce alanda yapay zekâyı aktif ve etkili bir şekilde kullanıyoruz. Sağlık teknolojileri, tekstil ve moda, eğitim ve satış alanları binlerce alandan sadece birkaçı. Dikkat ederseniz saydığım bu ana alanları günlük hayatımızda çok sık bir şekilde kullanmaktayız veya onlardan yararlanmaktayız. İşte tüm bu alanlar aktif bir şekilde yapay zekâdan yararlanmaktalar.

Özellikle son 10 yılda yapay zekâ kavramı çok daha hızlı bir şekilde gelişme gösterdi. GPT-3 ise bu gelişmeler arasından belki de en büyüğü ve korkuncu olarak nitelendiriliyor.

Yapay Zekâ Nedir?

Aslında yapay zekâ kavramının birçok farklı ve detaylı tanımı olabilir fakat sanırım en basit tanımını şöyle yapabilirim:

“Yapay zekâ, belirli bir görevi veya görevleri adeta bir insan zekâsı gibi yerine getiren ve yaptığı işi tekrarlayarak kendini geliştirip öğrenebilen sistemler veya makinelerdir.”

Kaan Yalçın

Devrim Niteliğinde Gelişme: GPT-3

Geçtiğimiz günlerde yapay zekâ ve teknoloji alanında dev bir gelişime şahit olduk. GPT-3 OpenAI tarafından yayımlandı. Doğal olarak bu nedir, ne işe yarar diye düşünebilirsiniz. GPT-3, ileri seviye insan dillerini taklit edebilen en gelişmiş dil modeli. Türkçeye “Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3” şeklinde çevirebildiğimiz bu model, 11 Haziran 2020 tarihinde beta sürümü olarak yapay zekâ araştırma laboratuvarı olan OpenAI tarafından yayımlandı.

Ne İşe Yarar Bu GPT-3?

Belki çok ilginç gelecek fakat GPT-3 sorulara cevap verebiliyor, şiir ve özlü söz yazabiliyor, tercüme yapabiliyor. Yani kısaca bir insan zekâsı ile neler yapabiliyorsa GPT-3 bunları taklit edebiliyor.

Şuan beta sürümü ile yayında olan bu modeli herkes kullanamıyor. API erişimi olan kişiler ise şimdiden bu konuda denemeler yapmaya başladılar bile.

Gelin birlikte bu denemeleri inceleyelim.

1-Özlü Sözler Üretebiliyor.

GPT-3 modelini kullanan bir web site mevcut. Bu web site ile rastgele bir şekilde özlü söz üretebiliyorsunuz. İşin ilginç tarafı ise sistem size daha önce bir insan tarafından oluşturulmuş sözleri değil, GPT-3 modelini kullanarak yapay zekâ ile daha önce üretilmemiş yeni sözleri sunuyor. Oluşturulan sözlerin ise insan tarafından oluşturulanlardan hiç farkı yok. Dışarıdan bakılarak anlaşılmıyor. Birçoğu mantıklı olduğu gibi kafa karıştırıcı ve anlamsız olanlar da yok değil.

2-Ünlü Yazarların Yazılarını Taklit Edebiliyor.

Dünya üzerindeki kaynakların birçoğuna hâkim olan GPT-3, belirli bir yazarın üslubunu taklit edebiliyor. Mesela bu sitedeki gibi sisteme William Shakespeare’den dizeler verirseniz, sistem bunu taklit ederek aynı şairin üslubu ile şiiri tamamlıyor. Sadece tamamlamak değil, yine aynı üslup ile sıfırdan daha önce hiç yazılmamış bir şiir yazabiliyor. Üstelik dışarıdan okuyan okurlar bu yazıların bir yapay zekâ tarafından oluşturulduğunun farkında bile olmuyorlar.

Mevlana dizeleriyle yapılan denemeye buradan ulaşabilirsiniz.

3-Kodlama Yapabiliyor

Yukarıda verdiğim örneklerde açıklama kısmına kurgulamak, oluşturmak istediğiniz web siteyi sade cümleler ile anlatıyorsunuz. Yapay zekâ ise sizin için o web siteyi birkaç hazırlıyor. Hatta size hazır kodunu da veriyor. Böylece siz de bu kodu kullanarak saatlerce yazmanız gereken site kodlarından kurtulup saniyeler içinde kişisel web sitenizi kurmuş oluyorsunuz. İsterseniz tasarımlı bir Javascript kodu isterseniz de basit bir HTML kodunu GPT-3 sayesinde saniyeler için yazdırabiliyorsunuz.

4-Kişiliğe Bürünebiliyor

Bir bilgisayar mühendisi GPT-3 sistemini kullanarak tarihten birçok kişi ile oldukça gerçekçi ve hoş röportajlar yapmış.

Bir diğer röportaj ise Gotama Buda ile. Plasmubik kullanıcı adına sahip bir kişi yaptığı röportaj kesitini Reddit forumunda paylaşmış. Sizler için röportajın bir bölümünü çevirdim:

Plasmubik: Sizinle konuşmak büyük bir onur. Modern çağ için ne tür mesajlarınız var?

Buda: Dünya çok acı çeken kaotik bir yer. Ama dinlemeye istekli olan kişiler için hala barış umudu var.

Plasmubik: Bahsettiğiniz barışa nasıl ulaşabiliriz?

Buda: Bağlılıktan dolayı acı çekeriz. Sevdiğimiz şeylere bağlı olduğumuzda, değiştiklerinde veya kaybolduklarında acı çekeriz.

Plasmubik: Bağlılığı nasıl durdururuz?

Buda: Bağlılıktan kurtulmak istiyorsanız, kendinizi serbest bırakmaktan daha fazlasını yapmalısınız. Her şeyin gitmesine izin vermeye istekli olmalısınız. Kendiniz dâhil her şeyi serbest bırakmaya istekli olmalısınız.

Plasmubik: Kişi kendini nasıl serbest bırakır? Buda: Kontrolü serbest bırakarak arzularınızdan kurtulabilirsiniz. Bu, değişimi kabul etmenize ve acıyı önlemenize olanak sağlar.

5-Harika Tasarımlar Yapabiliyor

Yukarıda vermiş olduğum örnekte bir kullanıcı kullanmakta olduğu tasarım programı için GPT-3 sisteminin yardımıyla bir eklenti yazıyor. Eklentideki açıklama kısmına istediği bir web site şablonunu sade ve anlaşılır bir biçimde tüm detaylarıyla anlatıyor. Gpt-3 ise cümlelerle aktarılan bu web siteyi tasarlıyor. Evet, yanlış görmediniz. Instagram uygulamasını birebir olarak tasarladı.

Bu verdiğim örnekte ise yine aynı kişi bu sefer çok daha basit bir tanıtım yapıyor. Tanım ise şu: “bir sohbet uygulaması için stripe.com tarzı web sitesi”. Oluştur butonuna bastığımızda ise GPT-3 bizi anlıyor ve sonuç olarak siteye çok benzer bir ilk örnek tasarlıyor. Böylece günler sürecek olan web site ilk örneğini saniyeler içinde kod satırları halinde kullanıma hazır olarak elde ediyoruz. Yazılımcılar ve web tasarımcılar için harika fakat bir o kadar da tehlikeli bir gelişme.

6-Eğitim

Bu örnekte ise GPT-3 hazır yazılmış kodları öğrenen kişiye açıklıyor. Tabii ki bu bir deneme projesi lakin eğer günümüz eğitim programlarına bunu entegre edebilirsek gerçekten eğitim sistemleri ve öğrenciler için efektif olacaktır.

Yukarıdaki uygulamada ise GPT-3 yardımıyla oluşturulmuş sistem istenilen konularda test veya sınav hazırlayabiliyor. Soruları ve cevapları üretebiliyor. Daha sonra da test sonucunda belirli ölçeklere göre değerlendirebiliyor.

Yukarıdaki örnek ise beni çok heyecanlandıran ve bir o kadar da ilginç bulduğum bir uygulama. GPT-3 modeli yardımıyla geliştirilen bu sitede bir konuyu o konunun uzmanıyla karşılıklı konuşarak öğrenebiliyorsunuz. Örneğin felsefe ile ilgili bir konuyu Aristo’dan, Fizikle ilgili bir kuramı ise Albert Einstein’dan karşılıklı sohbet ederek öğrenebilirsiniz. GPT-3 bunu mümkün kılıyor.


Bu kısaca bahsettiğim örnekler sadece öne çıkan uygulamalar. Bunun gibi daha birçok deneme uygulamaları mevcut.

Sadece 2-3 ay gibi bir sürede seçili ve az kullanıcı sayısına rağmen bu kadar fazla örnek ve uygulama üretilmesi aslınca GPT-3 dil modelinin ne kadar büyük bir potansiyelinin olduğunu gösteriyor. Örneklerin çeşitliliği ise gerçekten umut verici. Eğitimden tutun günlük işlere kadar birçok alanda GPT-3 modelinden yararlanılarak üretilen uygulamaları kullanabileceğiz.

Peki Nasıl?

Aslında temelde çok basit bir tahmin motoru gibi düşünebiliriz. Kendisine veriyi giriyoruz, ardından yapay zekâ daha sonra gelecek şeyi tahmin ediyor. Tabii ki bu tahmini de öğrendiği veriler ışığında yapıyor. Evet, öğrendiği veriler ışığında…

Yazımın başında yapay zekâ tanımını yaparken “insan zekâsı gibi yerine getiren” ifadesini kullanmıştım. Öğrenmek de bu eylemlerden birisi. Derin öğrenme teknikleri ve yapay sinir ağlarını kullanan GPT-3, girilen verinin çıktısını tahmin ederek öğreniyor.

Bugüne kadar üretilmiş en tehlikeli algoritma olarak nitelendirilen GPT-3, kendini eğitmek için kullandığı kaynaklar açısından da dikkat çekiyor. Bir kere tüm Wikipedia kaynaklarına hâkim ki yapay zekâ terimlerine göre bu 3 milyar token anlamına geliyor. Bunun yanında 12 ve 55 milyar tokenlik iki büyük kitap veri kümesine de ekstra olarak hâkim. Bu da demek oluyor ki dünya üzerindeki neredeyse tüm yayınları yalamış yutmuş. Toplamda 410 milyar tokenlik dev bir dataset…

Hepimiz biliyoruz ki öğrenme işleminin gerçekleştirilmesi için hücrelere ihtiyacımız var. İşte yapay zekâdaki hücrelere ya da öğrenme eylemini gerçekleştiren benzeri şeylere de parametre deniyor. GPT-3 özelinde bu sayı 175 milyar parametre. Kendisinden bir sene önce yayımlanan GPT-2 modelinde ise bu sayı 1,5 milyar idi. Bu ise bize nasıl büyük bir sıçramanın olduğunu bir kere daha gösteriyor.

Düşüncelerim ve Son

GPT-3 kendim adıma gerçekten çok ilgi çekici ve bir o kadar da beni kaygılandıran bir proje. Şu bir gerçek ki GPT-3 geliştirildiği süreçte birçok sektörde işimizi büyük oranda kolaylaştıracak. Kodlama ve Web Tasarım alanını ele alalım. Mesela elimizde çok acil bir şekilde tasarlanması gereken web sitesi projesi var. Elimizdeki işi yetiştirmek için ise zamanımız yok. El ile yetiştirmemize imkân yok. İşte böyle bir durumda devreye GPT-3 modelinden yararlanılan sistemler devreye girecek. İstediğimiz web siteyi günlerce kodlamak yerine sade bir biçimde sisteme tarif ederek saniyeler içinde oluşturabileceğiz. Bir diğer alan umutlu olduğum alan ise eğitim. Özellikle günümüz eğitim sistemlerine GPT-3 modelinden yararlanılarak oluşturulmuş uygulamaları entegre edebilirsek günümüz dersliklerinde daha efektif ders işleniş modellerine ulaşabiliriz. Bu da doğrudan öğrencilerin öğrenme hızlarını ve ders verimini olumlu yönde etkileyecektir.

Her ne kadar olumlu yönleri ağırlıklı olsa da beni kaygılandıran durumlar da yok değil. Bunlardan ilki sahtecilik. Özellikle GPT-3 ün bir dil modeli olarak üretilmesi sahte eser üretiminin de önünü açacaktır. Yapay zekâ açıkça tanıtılan bütün yazarları üsluplarına kadar taklit ederek sıfırdan yeni eserler üretebiliyor. Bu da aslında yapay zekâ tarafından üretilen yazıların bir yazar tarafından yazılmış gibi aktarılmasını sağlayacaktır. Düşününce bu korkunç bir şey. Üstelik dışarıdan farklarının anlaşılması neredeyse imkânsız. Diğer endişelendiğim durum ise işsizlik. Özellikle yeni nesil yapay zekâ sistemlerinin kullanıldığı sektörlerde insanların yerini yapay zekalar alabilir. Mesela yine Web Tasarım sektöründen örnek vermek istiyorum. GPT-3 sayesinde günler süren kodlama işlerini saniyeler içinde halledebiliyoruz. Dolayısıyla bu işi yapan nitelikli tasarımcılar yerine yapay zekâ programları tercih edilecektir. Bu da o sektörde geniş bir işsizlik demek. Ayrıca tasarım bilen-bilmeyen herkes yapay zekâ programları sayesinde işlerini kolaylıkla halledebilecekler. Bu da demek oluyor ki nitelikli eleman olmanın bir numarası kalmayacak.

GPT-3 henüz beta sürümünde. Yani hala geliştiriliyor. 2 aylık beta sürümündeki bir model ile hazırlanan örneklerin derinlikleri ise bu modelin aslında ne kadar büyük potansiyeli olduğunu bize gösteriyor…

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir