HELEN KELLER: YALAN MI GERÇEK Mİ?

Hemen hemen hepimiz okul yaşantımızda Helen Keller’ın hayatını duymuşuzdur. Bilmeyenler için, Helen Keller’ın yaşantısı gerçek bir azim hikayesi. Ancak, büyük bir kitle tarafından hayatının yalan olduğuna, anlatılanların hiçbirinin gerçek olmadığına inanılıyor. Gelin Helen Keller’ın hayatını birlikte biraz inceleyelim.

Helen Keller Kimdir?

Helen Keller, 27 Haziran 1880 yılında ABD’nin Alabama eyaletinde dünyaya geldi. Doğduğunda gayet sağlıklı olan Keller, 19 aylıkken geçirdiği ateşli bir hastalık onun görme, işitme ve konuşma yeteneklerini elinden aldı, küçücük bir bebekken ebedi sessizliğe ve karanlığa mahkum oldu. Ailesi elinden gelen her şeyi denedi ancak hiçbir tedavi olumlu sonuç göstermedi. Keller bu yokluklarına yılmadan diğer duyularını kullanarak, ailesinden yardımlar alarak çevresini tanımaya ve elinden geldiğince ayak uydurmaya başladı.

Keller’da ailesi ve arkadaşları gibi konuşmayı çok istiyordu. Bu yüzden de ailesi konuşurken ağız hareketlerini dokunarak ezberliyor ve anlamlı sesler çıkarabilme umuduyla taklitleri yapıyordu. Ancak çıkan seslerin başarılı olamayışı Keller’ı hırçın bir çocuk haline getirdi. Ailesi artık kendi verdikleri eğitimin sağlıklı olmadığına karar vererek Perkins Görme Engelliler Okulunun müdürü ile iletişime geçtiler ve 3 Mart 1887’de Anne Sullivan (kendisi de Perkins Körler okulundan mezun olmuş görme sorunu olan bir öğrenciydi), Keller’ın eğitiminde görevlendirildi.

Sullivan, kısa bir sürede Keller’ın hırçın davranışlarını kontrol altına almasını sağladı. Daha sonrasında Sullivan, Perkins Görme Engelliler okulunda öğrendiği işaret dilini Keller’a öğretmeye başladı, bunun yanı sıra çevresindekilerle anlaşması kolay olsun diye birçok kelimenin nasıl yazıldığını Keller’ın eline çizerek öğretti. (Keller ilk gününde bu yöntemle 30 kelime öğrendi)

1888 yılında Sullivan, Keller’ın artık okul ortamında eğitim alabileceği duruma geldiğini söyledi ve bunun üzerine ailesi Keller’ı, Perkins Görme Engelliler Okuluna kayıt ettiler. Sullivan, Keller’ın tüm okul hayatı boyunca yanında oldu, ve daha sonra Sullivan ile Boston’a Harvard Üniversitesinde okumak üzere yola çıktı. 1904 yılında mezun olan Keller, öğrenci oldu zamanlarda ‘’Kendi Hayatımın Hikayesi’’ isminde bir kitap yazdı. Yazdığı kitap 50 ayrı dile çevrildi. Daha sonra Keller, kadınların oy kullanması başta olmaz üzere pek çok politik konuda kampanyalar başlattı, mücadelelerde bulundu.

1946-1957 yılları arasında 35 farklı ülkeyi gezerek konferanslar verdi. Verdiği konferanslarla hikayesini anlatarak milyonlara ümit olan Keller aynı zamanda ‘’Öğretmen’’ ve ‘’Her Şey Su İle Başladı’’ isimli iki kitap daha yazdı ve 1968 yılında hayatını kaybetti.

Peki bu anlattığım hikaye gerçek mi, yoksa tamamı ile bir yalan mı? Pek çok kişi bebekliğinde yakalandığı hastalığın tamamı ile zararsız bir hastalık olabileceğini düşünerek böyle bir sonucun doğmayacağını düşünüyorlar. Ve ayrıca altta koyduğum fotoğrafta gözleri görmeyen birisinin gözleri bir fotoğrafta nasıl bu kadar düzgün gözükür diye düşünüyorlar. Bence bu konu hakkında biraz daha düşünülse, o zamanın şartları göz önünde bulundurulsa Keller’ın hayat hikayesinin gerçek olduğunu anlayabilirler. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Bu kadar başarılı ve zamanında ses getirmiş bir kadının hayatı sizce yalan mı gerçek mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir