DOSTOYEVSKI VE EINSTEIN

Bu haftadaki yazımda Fyodor Dostoyevski ve Albert Einstein’ın benzerlik ve farklılıklarını inceleyeceğim. Benzer yanlarının görece daha az olduğu iki insan olarak tanımlayabilirim. Ancak bu az sayıdaki benzerlikler aralarındaki farkları ortaya çıkarmaya yetiyor. Aralarındaki ilişkiyi açıklamak için iki tarafın da yaşadığı dönemlerden etkilenişini ve yaşadığı olayların etkisi ile yaptıklarını kullanacağım.

 İlk olarak çocukluk ve gençlik yıllarına gidiyorum. İlginçtir ki iki değerli insan da bilimle genç yaşta tanışmışlar. Dostoyevski’ninki Einstein’a göre biraz farklı gerçekleşiyor. Annesinin ölümü ile mühendislik okuluna yazdırılıyor. Okulu başarılı bir biçimde bitirerek hayatı boyunca yakalayacağı başarılara bunu da eklemeyi ihmal etmiyor. Buraya kadar beraber getirdikleri fiziki benzerlikleri bu süreçten sonra daha soyut bir biçimde devam ediyor.

 İkisini de politik açıdan zorlayacak sorunlar bekliyor. Ancak bu sorunlara farklı dönemlerde karşılaşıyorlar. Albert profesörlük görevini yerine getirirken dini durumlardan dolayı Almanya gibi bilime ve gerçeğe önem veren bir ülkede haksızca küçük düşürülüp yaşadığı topraklardan gitme ve mağlubiyeti kabul etme düşüncesine varıyor. Fyodor ise ilk romanlarını aynı bir meyve ağacının çiçeklerini açması gibi yazmaya başladığı sıralar kendine olan güveninde yaşadığı sorunlar sonucunda eserlerine ara verip genç liberallerin arasına giriyor. Bu durumdan dolayı idam uçurumunun ucundan dönmüş ve hayatının bir bölümünü yazının dışında geçirmek zorunda kalmıştır.

Fyodor özgürlüğüne kavuştuktan sonra bu yaşantılarını kitaplarında hissettirmeye başlar. İçeride geçirdiği dönemlerde planlamalarına başladığı ve yine o dönemlerde içeriği hakkında altyapısını oluşturduğu Suç ve Ceza kitabını yayımlar. Bu tür yaşamından alıntılara Einstein’da da karşılaşırız. O ise daha yorumlama şeklinde yaklaşır bunlara örneğin zamanın göreceli oluşunu bir kadının yanında geçirilen zaman ile bir sıcak sobanın yanında geçirilen vakit arasındaki fark şeklinde açıklamış, direkt bir bağlantı sağlamasa da durumu güzel ifade etmiştir. Aynı zamanda Almanya’da yaşadığı psikolojik ve somut savaşlar sonucu oluşan bilinçaltındaki kirli tortu onun bilim yoluyla insanlara zarar verebilecek bir etki yaratmasına neden olmuş olabilir.

Sonuç olarak ikili arasında yazdıklarımla tutarlı bir ilişki oluşturacak söz ile devam ediyorum. Einstein’ın ”Dostoyevski bana diğer bilim insanlarından daha çok şey vermiştir.” açıklaması ile ikili arasındaki benzerliklerin anlaşılabilir olduğunu, iki değerli insanı beraber anlamaya çalışmanın ne kadar yararlı olduğunu kavramış olduk. Ayrıca aralarındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyduk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir