Bilinçaltımızın Renkli Sineması:Rüyalar

Inception

Ya bilinçli hareket ettiğimizi düşündüğümüz her an aslında bilinçaltımıza yerleştirdiğimiz ve olmasını istediğimiz bastırılmış davranışların bir yansımasıysa? Ya az sonra uyanacaksak?

Uyku ve Rüya

Rüyalar, insanlığın benliğini keşfetmesinde önemli bir rol oynamakla beraber yıllarca “neden rüya görürüz?” ya da “rüya nedir?” gibi soruların birincil muhattabı olup bilim insanlarının araştırmalarına konu olmuştur.

Rüyalar uykudan bağımsız düşünülemeyeceği gibi uykunun her anında var olduğunu söylemek de doğru olmayabilir. Yapılan araştırmalar sonucu 5 evreden oluştuğu kabul edilen uyku, farklı derinliklerini gösteren 4 evre ve hızlı göz hareketleri dediğimiz (REM uykusu) evresiyle bir bütündür.

Gittikçe derinleşen, kişinin uyanma halinin daha da zorlaştığı tespit edilen ve NREM olarak da bilinen ilk 4 evre için yapılan araştırmalarda kalp atış hızı, solunum hızı, gözlerin hareketleri ve beynin metabolik faaliyetlerinin uyanık olma durumuna göre daha yavaş olduğu belirlenmiştir. Buna karşın REM uykusunda bu maddelerin tam tersi gerçekleşmektedir.

Bilim adamları birbirini takip eden bu evreleri yani NREM için rahatlamış bir vücut, REM için de neredeyse felç olmuş bir vücutta tamamen uyanık bir beyin olarak tanımlıyor. Diğer 4 evrede de her ne kadar görsellikten ve akılda kalma yönünden uzak olsa da rüyalar görülebilir ancak en belirgin ve hatırlanan rüyalar REM uykusundadır.Hatta REM uykusu ne kadar derinleşirse rüyanın hatırda kalması da o kadar artar. Buna ek olarak beyinde bastırılan bazı salgılarla REM uykusu sırasında rüyada görülen aktiviteler fiziksellikten uzak ve yalnızca zihinde gerçekleşmektedir. Salgıların bastırılması düzgün işlemeyince de kişilerde uyurgezerlik problemi görülmesi olasıdır.

Her ne kadar rüyanın ne olduğu ve nerede işlediği belirlense de neden gördüğümüz konusunda bir sonuca varıldığı söylenemez. Bu konuda nörolog ve psikanaliz uzmanı Sigmund Freud “rüyaların yorumlanması gereken bilinç dışı düşünce ve arzular” olduğunu söylemiştir. Kişinin gerçekte yapmaktan ya da dışa vurmaktan çekindiği ve kendince baskıladığı çoğu dilek, duygu ve düşünce yok olmaktan ziyade bilinçaltına yerleşerek aslında soyut anlamda varlığını sürdürüyor. Bunlar da çoğu zaman rüyalara yansıyor veya olsaydı dediğimiz çoğu olay için mini bir fragman görüyor sayılabiliriz.

Rüyaların Günlük Hayata Etkisi

Aynı zamanda kişinin gerçekte veremeyeceği tepkilerle neler hissedeceğini görmesi gerçek hayatını da etkilemektedir. Özetle hoşlandığımız bir kişiyi, heyecanla beklediğimiz bir sınavı ya da bizi ciddi şekilde üzen konularda bazen pişmanlık duyarak sessiz kalışımıza karşın rüyalarımızda özellikle bu konularla uğraşıp oldukça cesaretli davranışımız durumların bizi etkilemesine ve bilinçaltımıza ne kadar yerleştirdiğimizle alakalı.

Öte yandan çoğu bilim insanı rüyaların gerçeklikle bağlantısına dayanarak bazı problemlerin çözümü niteliğinde olduğunu varsaysa da rüyaların kişiliğe, cinsiyete, yaşa ve kültüre bağlı olması onun problem çözme işlevinden çok birer kişilik çatışması yansıması olduğunu gösterir.

Yine yapılan araştırmalar sonucunda ortalama bir rüya halk arasında zannedilen 7 saniye oluşundan ziyade 5 ila 20 dakika sürer ve her insan hatırlamasa bile rüya görür. Hiçbir zaman başını hatırlayamadığımız belki de bağlamdan uzak bir olay örgüsünde görülen unsurlara biçilen anlamlar da doğruluğu tartışmaya açık olmakla beraber kişiden kişiye de değişmektedir. Örneğin ölü birini gören bir kişi için gerçekte yakın çevresinden birini kaybedeceği de, yakın zamanda kalabalık misafirlere ev sahipliği yapacağı da söylenir. Bilinçaltımız henüz ufku belli olmayan açık bir denizdeki sınırsızlığa benzer bu durumda gördüğümüz her rüyaya bir anlam ithaf etmek ne kadar doğru tartışılır tabi ki.

Rüyalarımızı Kontrol Etmek

Peki Inception gibi filmlerde gördüğümüz rüya kademeleri doğru mu ? Ya da rüyalarımızı kontrol etmemiz mümkün mü ? 1978 yılında yapılan bir araştırmada bu konuyu incelemek için deneklere uykuya dalmadan önce kırmızı bir gözlük takılmış. Ve alınan sonuçlara göre rüyalarında hafif bir renklenme olsa da rüyaları tam anlamıyla yönetmek veya yönlendirmek pek mümkün gözükmüyor.

Özetle rüyalarımızı gün içinde veya zamanla içselleştirdiğimiz düşünce ve isteklerimiz belirler bence de. Soyut bir olayın somut sonuçlarını beklemek kişileri psikolojik olarak zor duruma sokabileceğinden hayatımızdaki her kişi ve olay için olduğu gibi rüyalara da fazla anlam yüklememek en doğrusu.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir